13 Temmuz 2011 Çarşamba

BEKLE


“Ne yazasım var, ne okuyasım, ne gezesim, ne tozasım. Ne zamana kadar başkalarının hikayesini okuyacağım? Ne zaman ben de bir hikaye bırakacağım arkamda?” dedim ve “Beliğ” dedim. Beliğden gelen belaya “Hoş geldin” dedim.

 Bela baldan tatlıdır ya, sana o hazzı yaşatır ya, belaların en büyüğü, AŞK ı gönderdi yaradan. “Beliğ” dedim, sustum. Kan kırmızı sabahlara uyandım, bitmek bilmeyen elem gecelere boyandım. Bir yaprağın salınışına aldandım. Doğan güneşe sarılıp içimi yakıp batışıyla yıldızları yorgan yapıp ay ile hasret muhabbeti yaptım. O anlardı beni, o da hasretti ya güneşe. Hiç görmemişti oysa onu. Ama ışığı ondandı, varoluş sebebi, hayat gayesi oydu ya. “Beliğ” demişti ya o da Yaradana..

 “ Bekle” dedi ay bana o gece, “Bekle”. “Aşka boyayan sadece. Işığıyla yetin. Çünkü o ışıktan başka bir şey yok.”. Dedim “Yetinmek? Ben her an onu görmek isterim.”. Dedi “Sana tenezzül edip ışığını gönderen bir gün cemalini de gösterir.”

“Eyvah” dedim. “O Cemal’i görmek değil tek arzum, muhabbeti de yaşamak. Kendi hikayemi okumak niyetim.”

“Var oluşun en büyük hikayen değil mi? Var oluşuna sebep senin gerçeğin değil mi?”

Hikayemi anlamak için düştüm ya yola, Rabb ‘im yardımcım ola…

2 yorum:

  1. Benzetme ve tasvirler çok hoş,ama yazılarda sürekli bir belirsizlik ve anlam karmaşası hakim.Hoş geldin canım,takipteyim..;)

    YanıtlaSil
  2. Freud ve Yalom okumanın sonuçları ağır olabiliyor bazen :) teşekkür ederim tatlım, daha çok dikkat edeceğim.

    YanıtlaSil