Bisküvi paketlerinin kenarlarındaki kırmızı şeritler. Kim akıl edip de yapmış bilmiyorum. Ama zekice bir buluş. Gerekli yani.
Hayatıma gerekli şeyleri düşünüyorum; bir eş, iyi bir kariyer, 3 çocuk (siyasal bir amaç değil), iyi bir fotoğraf makinesi (anı belki yakalarım umutları), su geçirmeyen bir çift bot (dağlara tırmanmak için), okunulası ve kafa yapmayan bir kitaplık kitap (cahilliğimden kurtarır diye), öğrenebileceğim yeni diller (iletişim çabam), falan filan. Uzayıp gidiyor liste.
Ama ya peki cidden zekice mi bunlar? Gerekli olan her şey zekice mi ya da?
Bilemedim ve içerisinden çıkamadım. Derken gerekli olan sevgi kavramı üzerinde düşünmeye başladım. Dersim bitti, çocuklarımla vedalaşıp dolmuşa binmek için yürümeye başladım. Aklımda bin bir düşünce. Derken dolmuş geldi, bindim, camı açtım ve rüzgar yüzümü öperken ben hala hayaller içerisindeyim. YHT açılışı için tüm yolların güzergahı değiştirilmiş, sevgili başbakanımız dört gözle bekleniyor felan. Konya için hayırlı mübarek bir gün. Gerekli olan Ankara- Konya hattı nihayet tamamlandı. Derken yolda bir hanımefendi dolmuşa binmek için el kaldırdı, yanında güzel bir kız çocuğu. Genç bir beyefendi, konuşmalardan erkek kardeşi olduğunu anladım, onunla vedalaştı ve güzel kızla genç hanımefendi tam arka koltuğuma oturdular. Derken telefonu çaldı. Telefon melodisi “Mor ve Ötesi” nin bir parçası. Allah Allah dedim, ister istemez melodiyi dinlemeye koyulmuşken konuşulanlara da kulak misafiri oldum. Arayan ablası. Hanımefendi daha dolmuşa binerken fark ettim, ters giden bir şeyler var. Apar toparlığı sezdim. Olayı kısaca özetliyorum; bu genç hanımefendi kayınvalidesi ile birlikte yaşamakta. Eşine başka bir eve çıkmaları gerektiğini söylüyor, eşi kabul ediyor. Fakat bunu duyan kayınvalide kişi olayı kabullenemiyor, hanımefendiye sayıp dökmeye başlıyor. Hanımefendi de çıldırıp eline bıçağı alıp kayınvalidesinin üzerine yürüyor. Ben dehşetler içerisindeyim. O güzel kız çocuğunun sessizliğine mi üzüleyim, bu genç kadının travmasına mı yoksa kayınvalidenin cahilliğine mi? Eyvah eyvah. Bu aileye gereken neydi de zamanında yerine gelmedi?
Hızlı trenin heyecanı içime oturdu resmen. Dedim, nerdeyim ben? Neler oluyor hayatta? Ben cahilliğime çare olacak bir kitabı satın alabilmek için tüm kitapcıları dolaşan, onlardan medet uman 22 yaşında genç bir hatun, arka koltuğumda oturan 27 yaşında hayatın en zor bölümünün tezini yazmış, doktorasını tamamlamış bir hanımefendi. Çocuğunun hayatını düşündüğü için yıllarca susmuş, sevdiği eşinin hatırına katlanmış ama en sonunda sigortaları yakmış bir insan. Hey yarabbi. Bu insanlar neler yaşıyorlar? Kitapların dışında çıkıp bu hanımefendi ile kadın kadına konuşmayı o kadar çok istedim ki… neydi onun gözünü bu denli döndüren? Yıllarca susturan neydi?
Hasılı, gerekli olan şeyler demişken, benim ülkemde hala bu denli yaşanan facialar varken, cidden gerekli olan ne insanlığa?





